Sevgili Babam
Baba, başlı başına ne kadar çok yoğun anlamları içinde de bulunduran bir sözcüktür. Baba kelimesini, anlamlandırmak ve açıklamak sayfalar dolusu yazsanız da bence yetmez. Hayatın tam anlamıdır. Baba deyince, aklınıza gelen sözcükler şunlardır; sevgi, saygı, aşk, hayat, cesaret, başarı, çalışmak, neşe, hayata gülümseme, aileyi birbirine kenetleyen karakter, şefkat, hasret, sizi hayata hazırlayan kişidir.
Şimdi siz bunları okurken, bu sözcüklerden hangisi kendi babanıza uygundur diye düşünüyor olabilirsiniz. Ama hangisine uyarsa uysun, sizin değerli babanız öncelikle sizin en kıymetlinizdir. Babaların ortak özelliği evlatlarını kucaklamaları ve her koşulda sarmalamalarıdır. Evet, bu arada eğer ulaşabileceğiniz bir yakınlıktaysa babanız, hemen gidin ve sarılın derim. Değilse; telefon açın, ulaşamayacağınız uzaklıkta ise önce dua edin sonra ona özel bir mektup yazın derim…
Benim, babamla gayet saygılı, seviyeli ve sevgi dolu bir baba-kız ilişkim olmuştu. Ailenin en küçük ve tek kız çocuğu olmak hep ayrılacaktı benim için. İki tane dünya iyisi abim var onlarla aramızdaki yaş farkından dolayı iyi bir çocukluk dönemi geçirdim . Ne zaman yardıma ihtiyacım olsa, benim hep yanımdalardı. Aslında biraz, prenses gibi büyüdüm desem yeridir. Canım anneciğim, bizlerle güzel ilgilenirdi. Bizleri, ailesine ve çevresine saygılı, yardımsever ve çalışkan bireyler olarak yetiştirdiler. Annem, çalışkan, misafirperver, hayatın ona yazdığı kaderi kurallarına göre oynamış, bazen de kendi yazmış bir kadındır. Kısacası, tam bir Anadolu kadınıdır.
Babam ve annem evliliklerini elli yıl sürdürdüler…
Sizlere, sevgili babamdan bahsetmek istiyorum.
Yücel, ben ve Oktay
Şerafet Amcasının babamın hayatındaki yeri bir başkadır çünkü babam, yaşı on üçe geldiginde artık köyde kalmak istemez. Köy hayatında bir gelecek olmadığını düşünür ve kasabaya yumurta satmak gittiği bir pazartesi günü, pazarda ürünlerini satıp, annesinin siparişlerinide alıp, sepeti köye bir tanıdığı ile gönderir. Sonra, bakkallık yapan dayısından borç para alarak otobüse biner. Bu karar babamın hayatında yaptığı en büyük adımdır. Öyle ki, ilerde bizlerin hayatını da etkiler.
Babamın bindiği otobüsün rotası, İstanbul’u göstermektedir. Babacığım, İstanbul’da bir köşkte bahçe işleriyle uğraşan amcasının yanına gelip çalışmayı düşünmektedir. Amcasının evinde gayet güzel karşılanır babam. Kuzenleriyle çok güzel anlaşıyordur. Önce süt satmaya başlar, sonra Şişli’de gözlük fabrikasında çalışır. Daha sonra kahvehanede çalışır.Babamın çalıştığı işlerle ilgili maceralarını dinlemek çok heyecan vericiydi. Özellikle gözlük fabrikasındaki anıları ve oradaki arkadaşlarından bahsetmesiden, sanki o günleri nasıl özlemle andığını açıkça görürdüm. Sonra babam, araba kullanmasını öğreniyor ve şoförlük yapıyor. Bu becerisi, babamın altın bileziği oluyor. Askerliğinide, Ankara’da şoför olarak yapıyor ve ailesinin isteği üzerine annemle bir Ağustos gününde evleniyorlar.
Evliliklerinin birinci haftası bitince, İstanbul'da kiraladıkları odada hayatlarına birlikte devam ediyorlar. Derken, amcasının evinde bir odaya geliyorlar ve annem böylece İstanbul’da tek olmuyor babam taksiciliğe çıktığında. O zamanlar babam, baya yoğun çalışıyormuş, günde birkaç kez gömlek değiştirmeye geldiğini söylerdi annem. Ardından, bir yer alıyorlar amcamla birlikte Rumeli Hisarüstü’nde ve birlikte bir ev inşa ediyorlar. Borçlarını ödemek için, bu sefer babamın çok çalıştığını söylerdi annem. Tabiki bu arada, sevgili abicim Yücel açıyor gözlerini onunla birlikte annemlerin hayatı, daha da neşeleniyor.
Babam, taksiciliğin yanı sıra, bir süre sonra evin üstüne dükkan inşa edip, mobilya dükkanı açıyor ve ikinci çocukları biricik Oktay abim dünyaya gözlerini açıyor. Annem, ne kadar zor olsa da, hayat bize hep çocuklarımızla yeni bir rızık kapısı açtı der. Annem ve babam mobilya dükkanını baya işletiyorlar . Ben de hayal meyal hatırlarım o dükkanı. Tabi ben de doğmuşum ama ne katmışım hiç bilmiyorum onların hayatına…



Comments
Post a Comment