2020 Yılına Veda Ederken

 


2020 yılına veda etmemize sayılı saatler kala, yeryüzündeki herkes bu senenin bir an önce bitmesini arzuluyor. Bu yılın neredeyse tamamı, pandemi süreci ile gecti. Kaybettiklerimizin acısı, yasamamızdan çalınan özgürlüklerimiz ve hayatın anlamını bir kez daha sorguladığımız  zorlu bir yıl geçirdik.

 2020 yılının ilk aylarında dünya üzerinde başlayan doğal felaketler hepimizi çok üzdü. Özellikle Avustralya’da yaşanan ve aylarca süren  orman yangınlarının görüntülerini içimiz sizlarayarak izledik. Bu yangında binlerce masum hayvan hayatlarini yitirdi. Haberleri her açtığımda,  sanki bir başka felaket haberi alıyorduk. Depremler, tsunamiler ve yanardağ patlamalarının yanı sıra sanki bir de tanınmış ve ünlü kişilerin in hayatlarına bir siyah el dokunmuş gibiydi. Bu sefer sevdigimiz ve dünyaca tanınmış kişiler teker teker hayatlarını kaybetmeye başladı. Kobe Bryant ve kızı, Chadwick Boseman gibi benimde sevdigim ünlülerin aramızdan ayrılmalarına hepimiz çok üzüldük. Bütün bunların  yanı sıra, dünyadaki dengeleri alt üst eden Kovid 19 virüsü yayılışı ile sanki bir film sahnesinin içinde yer aldığımızı düşünmeye başladık. Dünya üzerindeki yükselen vaka sayıları ile, pandemi sürecinde milyonlarca insan hayatını kaybetti. Hepimizin hayatı pandemi ile değişti. Önceleri evlere kapandik, sonra hayatın akışı yavaş yavaş devam etmeye başladı belirli kurallara uymak kaidesiyle. Ama, hiçbir şey eskisi gibi değildi. Ne calisma hayatımız, ne sosyal hayatimiz, ne de aile hayatımız. Okula giden cocuklarimizin okul hayati tamamen değişti. Her şey internet üzerinden devam etti ve  hala ediyor. Sağlık çalışanları her zaman en önde yer aldılar ve onlara ne kadar şükretsek o kadar azdır. Bizler yine evimizden çalışma hayatımızı sürdürebildik ama onlar hep işlerinin başında görevli oldukları binada çalışmaya devam ettiler. Hayatlarının tehlikede olduklarını bildikleri halde işlerine gösterdikleri önem takdire şahindir. Sağlık çalışanlarının, sosyal medyada paylaştıkları fotoğraflara bakarken, bu sürecin hiç de kolay olmadığını anladık.

Dünyanın en ünlü meydanlarının, en güzel şehirleri ve mekanlarının bomboş kaldı. Bomboş sokakların  yanı sıra, okullar, üniversiteler, restaurantlar boş kaldı. Özellikle, okulda çalışan biri olarak, o bombos koridorları ve sınıfları görünce gözlerimden akan yaşlara uzun süre hakim olamadım. Sadece ben degil, bütün iş arkadaşlarım aynı şeyi yaşadı. İnanılacak gibi bir durum değildi. O koca bina, büyük bir sessizlik içindeydi.Ne eğitim, ne öğretmenlik, ne de okul eskisi gibi hiç olmayacaktı.  İnsanlar karantina hayatına alışmaya çalışırken, birbirleriyle uzaktan olsa da bir sekilde duygularını paylaştılar. Mesela İtalya’da insanların balkonlarından, şarkı söylemeleri ve bazı müzik aletlerini birlikte adeta bir konser eşliğinde insanların karantina dönemine bir parıltı oldu. Bizler bile bu görüntüleri izlerken, o insanlar adına ve kendi adımıza mutlu olduk. Yüzümüzde bu zor zamanda bir gülümseme oluştu. Bizlere insanların bir arada olmalarının ve sosyalleşmelerinin önemini pandemi çok güzel anlattı. Gereksiz şeyler için , kendimizi üzmememiz gerektiğini çok iyi anladık. Hayatın anlamını daha farkli değerlendirmemize neden oldu bu süreç. Özgür olmamızın önemini anlamamızı sağlamsının yanı sıra, empati duygularımızı geliştirmemize de neden oldu. Mesela, hapiste olan, tek bir hücrede yaşayan, suçluların yada cezalıların nasıl buna katlandıklarını, psikolojilerinin nasıl olduğunu anlamamız konusunda bizlere bir artı sağladı. Ya da hastanede tek bir odada karantinaya alınan hastaların psikolojilerinin, nasıl bu durumu atlatabileceklerini düşünmemize ve empati kurmamızı sağladı. Sanirim 2020 yılına ait bazı görüntüler aklımızdan silinmeyecek. Herkesin belki farklı bir görüşü olabilir bu konuda. Ama ben kendiminkini çok net biliyorum. New York eyaletindeki toplu mezar açma çalışmaları. Bu sahneyi ömrüm boyunca unutamam.

2020 yılı ekonomik olarak da pandemi nedeniyle bir çok iş sektörünün zorluk yaşamasına sebep oldu. Bunların başında da hizmet sektörü yani, turizm ve otelcilik ile birlikte, restaurant, kafe gibi işletmeleri olan iş insanlarının zor günler yaşamasına sebep oldu. Sinema sektörü de bunların başında yer alıyor. Dünyadaki bu üzücü gelişmelerin yanı sıra bir de politika açısından çok iyi olmayan bir yıl geçirdik. Dünya üzerindeki bazı devletlerin arasinda çıkan anlaşmazlık sonucu neredeyse bir savaşın eşiğinden dönüldü. Amerika ve İran arasında ama, onların dışında bazı ülkeler kendi aralarında anlaşmazlıklar yüzünden birbirleriyle savaşmaya  devam ettiler. 2020 yılında bile hala böyle şeyleri yaşadığımıza inanamayan bir grup insanın içindeyim. Bu gerçekten çok acı.

Bazen güzel haberler de alıyorduk, 2020 yılında. Mesela, Amerikan Başkanlık seçimlerinde Joe Biden’in kazanması gibi. Bu Amerika için çok büyük bir umut oldu. Kısa süre önce Kovid 19 virüsüne karşı  yüzde doksan etkili olduğu bir aşı geliştirildi. Ve aşı dağıtımı ve uygulamaları başladı. Bu herkes için, hem umut kaynağı, hem de neşe kaynağı. Bu hastalık yüzünden, sevdiklerini kaybeden insanların duygularını en derinden anlıyorum. Ben de pandemi sürecinin başında, sevdiğim ve tanıdığım bir çok insanı kaybettim ve onların acılarını yüreğimden hissediyorum. 2020 yılı o kadar çok şey aldı götürdü ki herkesten. Kiminin en kıymetlisini, kiminin en yakin dostunu kiminin de sağlığını ve psikolojisini aldı elinden. Ruhlarımızda kapanmayacak yaralar açtı.

Peki 2020 bana ne öğretti derseniz; hayatın önemini, ailemle ve sevdiklerimle daha fazla kaliteli geçirmeye özen göstermenin yanı sıra, kendime ait bir zaman diliminin olmasına çok dikkat etmeye başladım. Ayrıca, daha fazla okumaya, yazmaya ve müzik dinlemeye vakit ayırdım. Gurbette yasadigim için, Türkiye’de yaşayan aileme ve sevdiklerimle daha fazla iletişimde bulunmaya çalıştım. Bazen ne kadar mutsuz olsamda hep bir yeşil ışık aradım o mutsuzlukta ve böylece kendimi o karanlıktan çıkarmaya çalıştım.




2020 yılına geri dönüp baktığımızda, sevdiklerini virüs yüzünden kaybetmiş insanların hüznü ve mateminin yanı sıra, aşının bulunmasıyla da yeni bir yıla umutla giriyoruz. Ama sevdiklerini kaybeden bütün insanların acılarını yüreğimizde hissediyoruz.

Şimdi hepimizin bir duası ve arzusu var topluca, bu kabusun bitmesi ve gelen yeni yılın hayatımıza yesil ışık saçması. Evet evrene pozitif mesajlarımızı hep birlikte göndermeye başladık ve dualarımızı etmeye başladık. Umarım yeni yıl ile birlikte bu günleri kolay atlatırız ve hepimizin  kalbinden geçen dilekler gerçekleşir.

Sağlıcakla Kalın!

Comments

Popular posts from this blog

Televizyon Programı Deneyimim

Yılın Anneleri: Bekar Anneler