Sevgili Babam ll
Aradan geçen birkaç yıl sonra, mobilya dükkanı kapatıldı ve kiraya verildi. Babam, bir arkadaşı ile Aksaray semtinde oto galerisi açtı.Hepimiz çok heyecanlıydık, çünkü bu yeni adım hepimizin hayatına dokunacaktı. Abimler, orta okula gidiyorlardı sanırım o zamanlar. Babamın işleri çok şükür yolunda gidiyordu. Eve bazı akşamlar geç gelsede, bizimle ilgilenmeyi hiç ihmal etmezdi.
Sevgili Babam, Annem ve Ben
Birkaç yıl sonra, büyük abim okulu bırakmayı istedi ve kuyumcu mesleğini öğrenmeye başladı. Mecidiyeköy’de bir kuyumcunun yanında çırak olarak girmişti.
Yücel ve Ben
Çok sürmedi ki, diğer abim de Şişli semtinde, bir kuyumcuda bu işi öğrenmeye başladı. Böylece, babam baktı ki abimler okumak istemediler, onları ticaret hayatı ile tanıştırdı.
Zaten, babamın yanında çalışıyorlardı hafta sonları ama kendilerinin bir mesleği olması bambaşka bir şey diyordu babam. Birkaç yıl sonra büyük abim askerden gelince, babam her iki abiminde birlikte işletebileceği bir kuyumcu dükkanını aile apartmanımızda bulunan dükkanlardan birinde açtı. Şimdi, her ikisi de birlikte çalışıyorlardı ve semtimizdeki ilk kuyumcu dükkanını açılmış oldular. Her ikiside mesleklerinde gayet başarılı oldular.
Oktay ve Ben ( Kuyumcu Dükkanında)
Aradan bir kaç yıl geçince, babam da Aksaraydaki galerisinden ayrıldı ve bizim semtte bir galeri ve emlakçı dükkanını bir ortak arkadaşı ile açtı. Böylece o da bir ilk oldu. Kısa bir zaman sonra, gelişen değişen semtimizde, babamın dükkanı küçük geldi ve o da binamızın altındaki dükkana gelmeye karar verdi. Bu sefer tek başına ve abimlerle birlikte çalışıyordu. Hem galeri / kuyumcu ve emlakçılık yapıyorlardı. Aradan yıllar geçiyor ve bu vakitte tabiki ailemiz genişlemeye başladı. Abimlerin evlenmeleriyle ailemize katılan iki hanımefendi ile ben de iki kız kardeşe sahip oldum. Sonra dünya tatlıları yeğenlerim sırayla dünyaya gözlerini açtılar. Genişleyen ailemizle hepimiz aynı apartmanda yaşıyorduk. Zaten,yaşadığımız semt hep genelde bizlerin ya akrabası, yada uzaktan memleketlilerimizdi. O yüzden, herkes genelde birbirini tanıyordu.
Sevgili Babam, Batuhan ve Emre
Aradan geçen yıllarda, babam ve abimler iş hayatlarında daha da başarılı oldular. Zamanla bazı değişik iş alanlarında da yan hizmet vermiş olsalar da aslında hep oto galeri işi ana ekmek kapısı olarak kaldı. Bu arada ben evlendim ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşamaya başladım. Ailemden ayrılmak hiç de kolay olmadı ama hayat işte, zamanla her şeye alışıyorsun. Benim de çocuklarım oldu ve babam bizi 2008 yılının yazında ziyarete geldi. Onunla çok güzel vakit geçirdik.
Bir kaç yıl sonra abimler, kuyumcu işini bıraktılar ve sadece oto galeri işine odaklandılar. İstanbul’da oto galericiler sitesinde yer açtılar. Babam, her gün çalışmıyordu ama onların işlerini yakından takip ediyordu. Bir nevi onlara koçluk yapıyordu, arada abimlerin iş yerine giderdi, artık emekliye ayrıldım dese de, çalışmayı çok seven biri oldugunu bildiğimiz için bize pek inandırıcı gelmezdi. Lakin, bir kaç sağlık problemi çıkmıştı ve onu böyle görmek bizleri çok derinden üzülüyordu. Yıllar içinde yaşlansa da içindeki o delikanlı ruhun eskimediğini biliyorduk.
Babam, yaşamayı, çalışmayı ve kendine bakmayı seven bir kişiydi. Kıyafetleri, kravatları, takıları ve ayakkabıları ile tam bir uyum içinde giyinirdi. O yüzden, yaşını pek göstermezdi. Hatta bazen müşteriler, onu abimlerin abisi zannederlermiş bunu da bize büyük bir heyecan ve mutlulukla anlatırdı.
Kendisi insanlara ve çevreye saygılı bir şekilde hayat yaşadı.
Gurbette yaşıyorsanız içinizde hep bir korku olur. Aman herkes iyi olsun dersiniz. Ama aklınızdan da sevdiklerinizle ilgili alacağınız haberler hiç çıkmaz. Özellikle hiç almak istemediğiniz ama bir kul olarak hepimizin başına gelecek olan, sevdiğiniz birinin hayatının kaybettiği haberini almak hiç de kolay değildir. Ben bunun kendimce hep düşünürdüm.Hep icimde bir yerde bunları yaşardım.Nasıl olur buna nasıl katlanabilirim gibi. Ama işte, hayat sizin için hep bir plan yazar. Sizin haberiniz bile olmaz.
Gece yarısı, yada hiç beklenilmeyen anda çalan telefonlar hepimiz için bir endişe, korku içerir.
Bir gece yarısı benim telefonumda 3:30’de çaldı. Gelen arama yengeme aitti. Bu saatte aramayacağını bildiğim için, hemen yataktan fırladım, endişe ile telefonu açtım. Canım yengem, nasılsın ile başladı ama ben bir şey olduğunu anlamıştım. Benimle konuşurken sesi titriyordu, bir anda kuzenim aldı telefonu ve yarın ikindi namazına kadar gelebiliyorsan, gel dedi.






Comments
Post a Comment