Türkan Şoray’a Teşekkür
O gün, yine sette saatlerce çalışmıştı ve ara verdiğinde gözüne önlüklü bir kız çocuğu ilişti. Ona doğru yürümeye başladı, küçük kız gözlerine inanamıyordu.Karşısında yürüyen kişi, Türk Sineması'nın ve Türkiye’nin Sultan idi. Kızın yanına gelince, “Yavrum, nereye gidiyorsun?” diye sordu. Kız çocuğu biraz heyecanlı, biraz çekimser ”Okula efendim,bizim mahallemizde okul yok,o yüzden Hisar Yokuşu’na doğru yürüyorum. “Türkan Sultan gözlerine inanamadı. Nasıl yani, o kadar yolu yürüyor musun? Üstelik yol bile yoktu oraya bu yüzden ki kızcağızın ayakkabıları çamur içerisindeydi. Biraz daha konuştuktan sonra dünya güzeli çocukla, Sultan setine geri döndü.
Set dediysek, öyle bugünlerin seti gibi aklınıza gelmesin. Hani her oyuncunun kendine ait karavanı, kostümleri ve yanında asistanları olan setlerinden bahsetmiyoruz burada. Önceden, yani Yeşilçam zamanında oyuncular filmlerde kendi kıyafetlerini sağlarmış ve dinlenecek yerleri de genelde set yakınındaki yerlermiş.Yani setin içinde ya da etrafında dinlenirlermiş. İstanbul’da Yeşilçam’ın sinema platolarının başında da Rumeli Hisarüstü yer alırmış. Bu eşsiz Boğaz manzarasına sahip semtte, fakirin fukaranın yaşadığı, gecekondu mahallesi yer alırmış. İşte bu özelikleri yüzünden bu güzel semt yıllarca Yeşilçam’a ev sahipliği yapmış. Şimdi Türkan Hanım'da bu semtte bulunan setinde çekimlerine devam ederken, bir yandan da halkın arasına karışır, onlarla sohbet eder ve dertlerini dinlermiş. O gün şahit olduğu küçük kızın hikayesini hiç unutamamış ve bu konu ile ilgili bir şeyler yapması gerektiğini düşünmüş.
O zaman kendisi de Rumeli Hisarüstü'ne yakın bir semt olan Uçaksavar semtindeki, villasında yaşıyormuş.
Türkan Hanım, gerekli makamlarla görüştükten sonra, Rumeli Hisarüstü’ne bir okul yaptırmaya karar vermiş ve bunu mahalle halkı duyunca o kadar çok sevinmişler ki, Türkan Hanım’ın villasının önünde toplanıp, ona teşekkürlerini iletmişler. Bütün semt “ Türkan Sultan çok yaşa!” nidalarıyla inlemiş.
Ve beklenen o gün gelmiş, artık Rumeli Hisarüstülü çocuklar kendi mahallelerindeki okula gitmeye başlamışlar. Türkan Sultan, 1973 yılında, Türkan Şoray Ilk Okulu açılır, Türkan Sultan’ında bu okulla bağı hiç kopmamış. Arada ziyaretler düzenlemiş okuluna. Her şeyin yolunda olup olmadığını kontrol etmiş. Küçük ama tatlı bir okulmuş.90’ lı yıllarda okul İlkögretim okulu olmuştur. Öyle bir yer etmiş ki Sultan bu semtin kadınlarının ve kızlarının kalbinde ömür boyu şükranlarını sunmuşlar bu dünya tatlısı kadına.
Aradan geçen yıllar içinde, okuldaki öğrencileriyle, bu semtte çekilen filmlere de misafirlik yapmiş bu okul. Özellikle rahmetli Kemal Sunal’ın bir filminde okul tam net olarak görülmektedir. Türkan Sultan’ın Sultan filmi çekilirkende mahalledeki bir çok ev kullanılır. Buranın halkı artık o kadar alışmıştır ki sanatçıları kendi mahallesinde görmeye. Hatta bazen aynı gün iki üç set birden kurulurmuş mahallede.
Sultan filminin hikayesi aslında bu gecekondu semtinin hikayesidir birebir.Tarık Akan ve Halit Akçatepe'nin ve Adile Naşit'in birlikte yer aldıkları " Canım Kardeşim" filmi de bu gecekondu mahallesinde çekilmiştir.
Robert Koleji ve aşağısındaki Rumeli Hisarı ile adeta bir mistik semtir. Ne kadar çok değerli sanatçıyı, müzisyeni ve sinema emekçisini ağırlamıştır bu semt. Bu semtin insanları, yaşadıkları çilekeş hayatlarında adeta bir dinlenme ve ödüllenme olarak görmüşler semtlerindeki bu setleri ve setin kurulduğu haberi mahalleye yayılınca, herkes oraya akın eder ve hayatlarında çok önemli yere sahip bu sanatçıları büyük bir hayranlıkla izlerlermiş.
O kadar çok anısı var ki bu insanların.
Hale Soygazi’nin sette kazağa ihtiyacı olunca, bir genç kızın ona evden pembe kazağını vermesi. Ve film boyunca Hale Hanım’ın bu kazağı kullanması.Kemal Sunal’ın mahalleye gelince seti görememesi ve top oynayan çocuklara setin yerini sorunca, bir erkek çocuğunun setin yerini bildiğini söylemesi üzerine, Kemal abilerinin onları arabasına alıp, yolu göstermelerini istemesi.
Cüneyt Arkın’ın dövüş sahnelerini ve uçan tekmelerini büyük hayranlıkla izlemiş mahalle çocukları.
Ah o boğaz manzaralı tepe yok mu ha iste orada, Zeki Müren’den tutun da Ediz Hun ile Hülya Koçyiğit‘in aşk sahnelerinin yanında aklınıza gelen bütün sanatçıların bir sahnesi vardır.
Peki ya Halim Paşa Korosu o eşsiz manzarası ile ne çok filme misafirlik yapmıştır. Emel Sayın'ın salıncakla sallanırken ki o sahnesi de burada çekilmiştir Yeşilçam tarafından.
Geçen yıllar içerisinde bu semtin de gecekondulari teker teker yıkılarak, anlaştıkları müteahhitlerle bina yapılmaya başlamış. Bir komşu başlayınca, hadi Mehmet’e Abi'de yapmış, sonra yavaş yavaş bu gecekondu semtinde binalar yükselmeye başlamış. Hisarüstü’nde bu değişimler olurken de Yeşilçam ekonomik krizler yüzünden neredeyse yok olmuş. Uzun yıllar sinema ve filmler çekilmemiş. Bizim çocukluğumuzda öyle yeni çekilmiş Türk filmleri yoktu. Yeşilçam filmlerini izleyerek büyüdük.
Lakin, böyle de olsa Türkan Şoray, yaptırdığı okulla bağını koparmamış. Arada ziyaret etmiş. Ama sanırım ziyaretlerinin düzenli olarak her ay geldigi zamanlar benim ortaokul yıllarımdı. Çünkü okulumuza yeni gelen müdüre Ayse Hanım,Türkan Sultan'la iletişime geçerek, onu okuldaki olan bitenden haberdar etmesiyle ve birbirlerinin de iletişimi kuvvetli olunca, Sultan’ı her ay binamızda görürdük.Hatta oyle ziyaretler de yapardı Sultan, yaninda değerli diğer sanatçı dostlarını da okulumuza getirirdi ve bizler bu önemli sanatçılarla konuşma şansını yakalamış olurduk.Hiç unutmam bir keresinde, sevgili Müjdat Gezen’i getirmişti. Müjdat Bey ve Türkan Hanım 23 Nisan programımızı izlemişti.
Belki benimle aynı zamanda okula gittiyseniz, nöbetçi öğrenci sırasını da iyi bilirsiniz. Türkan Şoray ortaokul kısmında ayda bir nöbet sırası bana gelirdi. Ve nöbet günlerinde genelde, okulun ana kapısında beklersiniz, misafirleri kayıt altına alır, öğretmenlere yardımcı olursunuz. Genelde benim nöbetçi olduğum günlerin çoğunda da Türkan Sultan okula gelirdi. Ben onu göreceğim için memnun olurdum. Sultanın çay, kahve ve tatlı servisi yapmışlığım çoktur. Kibar, zarif ve anlayışlı yapısı çok dikkatimi çekmişti.
Bu tarz karşılaşmaların dışında, okulumuzdaki ağaç dikimi faaliyetlerine de bizzat katılmış ve yanında sanatçı arkadaşlarını da getirmiştir.
Türkan Şoray okulunda tam 8 yıl eğitim aldım ve bütün öğretmenlerimden de, okul müdürlerimden de çok memnundum. Bu okulda, eğitimin,
arkadaşlığın, kitap okumanın önemini, kendini sürekli yenilemen gerektiğini ve hayatım boyunca devam ettirdiğim dostluklarım oldu.
Sadece ben değil , abimler ve kuzenlerim hepimiz bu okuldan mezun olduk.
Hayatta kaç yaşında olursanız olun, unutamadığınız eğitimciler vardır.Benim de hayatıma dokunmuş sevgili öğretmenlerimin büyük bir bölümü bu okuldandır. Onlardan çok şey öğrendim. Benim üzerimde hakları çoktur. Hepsine büyük şükranlarımı sunuyorum ve onları hep, saygı ve sevgi ile anıyorum.
Bu vesile ile Türkan Sultan’a tekrar şükranlarımı sunuyorum ve iyi ki o kız çocuğu ile karşılaşmış ve de iyi ki güzel kalbi ona bu okulu yaptırmasını söylemiş.
Hepimizin hayatına bir pırıltı saçmış. Rumeli Hisarüstü gençleri, çocukları olarak özellikle de kadınlar olarak ona çok minnettarız.
Çok yaşa Türkan Sultan!
Sevgi ile,














Comments
Post a Comment