Dünya Kadınlar Günü Haftası





Dünyanın bir çok ülkesinde kutlanan kadınlar gününde yeryüzünün hangi coğrafyasında yaşıyor olursa olsun, kadınların bu dünyanın bütün ülkelerinde ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüğünü hepimiz biliyoruz.

Kadınlar sadece sosyo-ekonomik olarak değil,her açıdan erkeklerden daha farklı bir yere ne yazık ki sahip. İster Avrupa’nın göbeğinde bir ülkede yaşayın, isterseniz Orta Doğu ülkesinde ya da Afrika’nın en ücra köşesinde yaşayın. Ne acıdır ki, hiç değişmiyor bu gerçek.

Amerika’ya ilk geldiğim zamanlarda bu özel gün pek bilinmiyordu hatta insanlara bahsedince şaşırıyorlardı.Aslında böyle bir günün burada kutlanamamasının ya da bilinmemesini ben yadırgıyordum. Geçen yıllar içerisinde, sosyal meydanında etkisi ile burada da yavaştan yavaştan kutlanmaya başladı.




Kadınlara yönelik yüzyıllardır yapılan ayrımcılık ve hor görme maalesef  bu yüzyılda bile devam ediyor. Oysa ki, o kadar gelişmişliğin ve teknolojinin etkisiyle değişmesini beklersiniz ama öyle değil. Bulunduğunuz ülkede hukuk kuralları, sosyal ve ekonomik her türlü faktör bu durumu etkiliyor. Kadın hakları savunucuları bile, yıllardır düzelmeyen, ya da yapılan değişiklerin kaplumbağa hızıyla ilerlemesini şaşkınlıkla karşılıyorlar. Peki neden bunlar değişmiyor? Önümüzdeki yıllarda bizim evlatlarımız da bu problemlerle uğraşacak mı? Sanırım evet!

Sanki gizli bir el,kadınları savunan yasaların, haklarını geri verecek o kuralları vermemek için  direniyor dünya genelinde. Ne yazik ki, erkek egemen bir dünyada yaşıyoruz.

Haklarımızı savunmasını da çok iyi bilemiyoruz. İçimizdeki o vicdana bazen yenik düşüyoruz.

Dünya genelinde, çocuk yaşta evlendirilen kız çocuklarının, evinde veya dışarda şiddet gören kadınlarımız ve ne yazık ki hayatları ellerinden alınan, hunharca katledilen kadınlarımız var. Sesinizi duyursanız da bir şekilde , yasalardaki boşluklardan yararlanarak, cezalarını hafifleterek bu işlerden sıyrılan yaratıklarla dolu dünyamız.

İş yerlerinde, kadınsa maaşı daha düşük verilmesi, promosyon alırken ya da mevkinin 

yükselmesinde bile erkeklere öncelik verilmesi ne kadar üzücü. Oysaki aynı şartlar altında çalışıyorsunuz ve aynı düzeyde işe başlamışsınız. Ama sırf cinsiyet farkından dolayı böyle bir duruma maruz kalıyorsunuz.

Kadinlar, istedikleri gibi eğlenemiyor, gezemiyor bile. Dışarıda her türlü saldırıya maruz kalıyorsunuz. En basiti araba kullanırken bile eğer kadın şoförseniz sizin iyi bir şoför olmadığınızı size her türlü magandalığı yaparak, hissettirmeye çalışıyor erkekler.

Ha bir de eşlerine,ailelerindeki kadınlara ve kız çocuklarına  her türlü şiddeti, hem psikolojik hem de fiziksel olarak yaşatan erkekler de var. Ne yazık  ki,aile içinde olan aile içinde kalır mantığı ile, ezilen, hayatına son verecek kadar canına  tak eden kız çocuklarımızın ve kadınlarımızın hikayeleri var. Bunları çok uzakta aramamıza gerek yok, bu örnekleri  hepimiz çevremizde ya da en yakınımızda görüyoruz. Hiç değişmeyen bir kural, sen kızsın ayıp, sen kadınsın elinin hamuru ile ne karışırsın bu tarz konulara gibi bir mantıkla yetişmiş ve her zaman dışlanmış, ikinci evlat muamelesi görerek yetiştiyseniz ne yazık ki sizde aynı şekilde büyüyor ve bu döngüyü böyle devam ettirebiliyorsunuz. En sevmedigim bir söyleyişte “ Kızını dövmeyen dizini döver.”  ve bu mantelite ile kız evladını yetiştiren insanlar. Ne yazik ki bu ve bunun gibi örnekler bizim coğrafyamızın gerçeği. Kadını ezik görmek, topluluk içinde azarlamak sanki bir erkeklik egosunu tatmin etmenin yanı sıra erkeklerin kadınlar üzerindeki baskısını açıkça gösteriyor.




Oysa ki, türk tarihine bakıldığında ne kadar çok güçlü kadınlarımız vardır. Ve bunların yetiştikleri ne kadar kaliteli, güçlü tarihi karakterler vardir. Üstelik, dinimizin ve peygamberimzin kadınlara verdiği önemi hatırlatmaya hiç gerek bile yok. Acaba nerede yanlış yapıyoruz? Neden böyle her gün sokak ortasında ayrıldığı eşi tarafından öldürülen, dövülen, yerlerde sürüklenen kadınlarımızla ilgili haberler görüyoruz.Ve  bu acıya şahit oluyoruz? Hepimizin bir kez daha ince düşünmesi ve kendi üstüne düşen görevleri yerine getirmesi gerekiyor. Yaşadığınız ülkenin yasalarının  değişmesi, yenilenmesi için birlik olmalıyız. Dünya genelinde bir hareketin oluşması  gerekiyor. Sadece ülke bazlı değil. Çünkü biz kadınlar, bu dünyanın vatandaşıyız köklerimiz sadece bir ülke toprağına bağlı değildir. Kadınlar birbirlerinin dilini anlamasa da gözleriyle ve o güzel büyük yürekleriyle birbirlerini çok iyi anlarlar.




Bir anne olarak, çocuklarıma herkese hangi ırktan, dinden, görüşten, cinsiyeti ne olursa olsun saygılı ve sevgili bir sekilde davranmaları gerektiğini öğretirken; özellikle kızıma kendi ayakları üstünde durmasını ve her türlü haksızlığa, adaletsizliğe karşı açıkça görüşünü söylemesini öğrettim.Oğluma ise, her zaman kız çocuklarına ve kadınlara daha çok saygılı ve hürmetkar davranmasını öğrettim ve umarım gelecekte de böyle devam ederler.

Ben, çocuklarımın  bir yetişkin olarak hayata atıldığı zamanda bu problemlerle karşılaşmaması için sorumlu bir birey olarak kendi sosyal çevremde elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Umarim, geleceğimiz çocuklarımız ve özellikle de kız çocuklarımız için çok daha güzel, aydınlık ve eşit olur.

Dünya Kadinlar Gününüz Kutlu Olsun!

Sevgilerle,

Comments

Popular posts from this blog

Televizyon Programı Deneyimim

Yılın Anneleri: Bekar Anneler