Irkçılık ve Nefret
Amerika’da yaşanan silahlı saldırılar pandemi sürecinin bu günlerinde artmaya başladı. Pandeminin başlamasıyla geçen sene azalmıştı biraz. Ama şimdiki günlerde yeniden bu hastalıklı insanlar ortaya çıkmaya başladı.Öyle ki pandemi zamanında çok fazla yaşanmasada bir kaç aydır yeniden haberlerin başlığında silahlı saldırılar yer almaya başladı. Peki sizce ne kadar etkili oluyor insanlarin üzerinde bu olaylar ve haberler?Ben belirteyim malesef eskisi gibi çok etkilemiyor toplumu. Çünkü artık bir alışılmış ruh hali var insanların üzerinde.
Birkaç yıl önce ilk kez yaşanan silahlı saldırılarda bütün ülkede büyük bir haber başlığı halinde duyurulur ve ülke çapında genel yas bile ilan edilirdi. Şimdilerde ne yazık ki haberlerin arasında yer alıyor ve çok etkili olmuyor insanların üzerinde.
Bu olayları yapan insanların genel özellikleri, beyaz Amerikalı ve psikolojik problemlerinin olmasının yanı sıra, aile yapılarında bazı problemlerinin olması yer alıyor.Silah alma ve bulundurmanın Amerika’nın genelinde çok basit olmasında bu tarz olayların gerçekleşmesini çok da kolaylaştırıyor. Ve bu suçlular ne yazık ki, genelde ailelerine ait silahları alarak bu canice olayları gerçekleştiriyorlar.
Amerikan halkının bir kısmının ve medyanın anlamadığı bir noktada, bu suçluların yakalanırken ya da olay sonrasında tutuklanma halleri. Bu insanlara polis hiç bir şekilde kötü davranmadan gözaltına alıyor ve gayet kibarca polis otosuna yerleştiriyorlar. Eğer bir Afrika kökenli Amerikalı, Asyalı ya da müslüman bir kişi olsa polis olay yerinde genelde bu şahısları ne yazık ki, kötü davranarak ya da hemen silahına sarılarak hayatlarına son veriyor. Buradaki amacım, insanların hayatlarına neden son vermiyorlar değil, neden ayrımcılık yapıldığı ve her olayda maalesef böyle bir sonucun ortaya çıkması.
Son zamanlarda Amerika’da Asya kökenli insanlara karşı çok büyük bir nefret ve ırkçılık yapılıyor. İki gün once Şikago’da Asya kökenli insanların çalıştığı bir güzellik ve spa merkezine aynı yukarıda tarif ettigim gibi bir beyaz Amerikalı elindeki silahla içeri girip, tam sekiz kişinin hayatına son verdi. Ve tutuklanırken de burnu bile kanamadi.
Asya kökenli yetmiş yaşının üstünde bir teyzeye de daha geçen gün New York gibi bir şehirde saldırı oldu. Yaşına başına bakmadan nefret duyguları ile bu insanlara yapılan her türlü saldırılar gerçekten çok kötü ve hepimizi rahatsız ediyor.
Aslında her zaman belirli bir kesim tarafından gerçekleştirilen ayrımcılık bütün yabancılara karşı, var olan bir şey burada. Lakin, korona virüsünün ortaya çıkmasıyla, pandemi sürecinde bu tarz saldırılar ve olaylar Asya kökenli insanlara karşı artmaya başladı.Bunun nedenini anlamamız çok zor değil tabiki, sağolsun Mr. Trump, bizzat kendi korona virüsünü,"Çin virüsü" olarak adlandırınca insanların arasına nefret tohumu ekmeye başladı.
Bir eğitimci olarak, çalıştığım okul ve ilçe milli eğitim müdürlüğünde, insanların eşitliği,adalet,ırkçılık ve ayrımcılığa karşı çalıştığım gruba üyeyim. Bulunduğum toplantılarda bazen duyduklarıma inanamıyorum ve çok üzülüyorum. Ne yazık ki, her ne kadar özgürlük,adalet ve demokrasi kavramlarının simgesi bir ülke olsa da, Amerika’da üstüne bu konularda çalışılması gereken o kadar çok şey varki. Öğrencilerimizin, ırkı, dini, dili, cinsiyeti ve çalışanların hakları üzerine yapılan eğitim çalışmalarımda çok şey öğrendim. Ve ne olursa olsun, bu konuda sessiz kalamıyorum.Çalıştığım binada sayılı eğitimcilerin içindeyim, bu konuda çalışmalar yapan grupta. Elimden geldiğince, bütün öğrencilerimizin ve okul çalışanlarının kendilerini güven altında hissetmesini sağlıyor.
Peki sizce neden böyle bir şey yapmaya karar verdim, tabiki bu ülkede arkadaşlarımın ve bizzat kendi başımdan geçen olayları bildiğim için katıldım. Ve kimsenin ırkçılıkla ilgili kötü bir şekilde hayat tecrübesi kazanmaması için bu grupta yerimi aldım.
Eğitim,her şeyin ilacıdır. Bunu hiç istisnasız kabul ediyorum ve gelecek nesillerimize barış dolu bir dünya bırakmak istiyorsak, çocuklarımızım önce kendileriyle barışık, sonra çevreleriyle barışık bir birey olarak yetiştirmeliyiz. Birbirlerine karşı sevgi, saygi ve anlayışla yaklaşan gelecek nesiller yetiştirmeliyiz. Buna da önce kendi içimizde başlamalıyız. Atatürk‘ün dediği gibi “Yurtta sulh, cihanda sulh.” sözünün ne kadarlı anlamlı olduğunu yaşadığımız şu günlerde görüyoruz.
Ülke insanları, önce kendi etnik kökenleri ile barışık olacaklarki, sonra dünya milletleriyle kardeş olsunlar.
Amerika’da dünyanın her yerinden milletler yaşıyor. O yüzden, kültürümüz çok zengin.Her gün yeni bir şeyler öğrenebilirsiniz değişik ırktan, milletten arkadaşlarınızdan. Benim çocuklarımın okuduğu okul bu açıdan çok güzel. Çocuklarımın, dünyanın her yerinden bu kıtaya gelmiş arkadaslari var. Ve hepsi de birbiriyle gayet iyi anlaşıyor, çocuklar birbirlerinin kültürlerini, dinlerini öğreniyorlar. Okulumuzda her yıl uluslararası ana dili programi yapılıyor ve çocuklar geldikleri ülkelerin toprakların, yöresel kıyafetlerini giyerek moda gösterisi düzenleniyor.
Sadece okuldaki öğrenciler değil, çalışan insanlarda dünyanın her yerinden bu macera ülkesine gelmiş eğitimciler. Şimdi gözlerinizi bir kapatın ve böyle bir kurumdan eğitim almış bu çocukların gelecek on yıl içerisinde dünya üzerindeki barışa ve huzura katkısını düşünün.
Çünkü bu çocuklar, birbirlerine saygılı, sevgili ve huzur içinde eğitim almış, birbirlerinin kültürlerini bizzat yaşayarak öğrenmişler ve kulaktan dolma bilgilerle kendilerini eğitmemiş oluyorlar.
Benim çocuklarımın,Bangladeşli,Ruandalı,İspanyalı, Amerikalı, Meksikalı,Hindistanlı,Mısırlı ve daha benim aklıma gelmeyen değişik ülkelerden arkadaşları var.
Şimdiye kadar duyduğum bir çok olaylarda her ikisi de haksızlığa ve birine karşı yapılan yanlışa karşı durmuşlar. Bunları duymak beni çok mutlu ediyor. İşte o zaman onlar için doğru karar verdiğimi düşünüyorum. Bu vesile ile değerli YSCP kurumu yönetimine ve öğretim görevlilerine şükranlarımı sunuyorum.
Benim çocuklarımın dünyaya bakışları şu, herkes Hz, Adem ve Havva’dan gelmedi mi?Ben: Evet.
Nuh Vefa: O zaman bütün dünya ırkları kardeş. Uzatmaya gerek yok anne!
Aynen de öyle. Bazen birilerinin bizlere gerçekleri yeniden hatırlatması gerekiyor. Bizler hepimiz Hz.Havva ve Hz.Adem gelmişiz hepimiz eşitiz, dinimiz, ten rengimiz, ırkımız bizi birbirimizden üstün kılmıyor.
Eğer illaki bir şekilde birilerinden bir şekilde üstün olmak istiyorsanız, bu insanlığınız,merhametiniz ve vicdanınız olsun!
Daha barış dolu ve birbirimizi anladığımız o güneşli günlere ulaşmak dileğiyle!



Comments
Post a Comment