Sosyal Medya






Sosyal medyayı  ne kadar takip ediyorsunuz? Akıllı telefonlarınızdan ne kadar uzak durabiliyorsunuz bunu hiç sordunuz mu kendinize. Yada kendinizi hiç test yapip denediniz mi?



Yaşadığımız dünya düzeninde akıllı telefonlarımıza o kadar bağlandık ki elimizden bir an bile düşürmüyoruz. Telefonumuzu adeta kendimizin bir parçası olarak görüyoruz. Aslında güvenlik  açısından yanımızdan ayırmamamız önemli. Fakat bizlerde öyle bir hal aldıki herhangi bir sosyal medya portalına bakmadan birakın bir günü geçirmeyi bir saat bile geçiremiyoruz. Sosyal medya ile alakalı o kadar çok belgesel var ki izledikçe vay diyorsunuz. Evet bugünlerde pandemi ile birlikte o kadar çok tartışılan çip takma olayını aslında elinizdeki telefonla çoktan gerçekleştirildi.Kullandığınız her sosyal portalın ve internet üzerindeki yaptığınız her hareketiniz izleniyor bunu biliyorsunuz. Bu konu ile alakalı ortada o kadar çok kirli bilgi de dolaşıyor ve neye inanacağınızı bilmiyorsunuz. Hele bir de şu günün dünyasında çocuk sahibiyseniz sosyal medyanın ve elektronik cihazlarin çocukların gelişiminde zararlı olduğunuzu düşündüğünüzü ve bunun üzerine çok araştırmalar yapıp uzman görüşleri okuduğunuzu tahmin ediyorum. Her anne- babanin kabusu akıllı telefonunu ile imtihan olan bir çocuk, yada bilgisayar oyunlarına düşkün olan çocuklarıyla olan imtihanlari. Bir kaç senedir buna sosyal medya hesaplari da eklendi. Peki gerçekten düşündüğümüz kadar zararlı mı ve de çocukların gelişimini etkiliyor mu? Bu konuda o kadar çok değişik görüşler var ki, kimi uzmanlara göre, bilgisayar oyunları oynayan çocukların dikkat ve el, parmak kullanımı gelişiyor. Kimine göre ise, ekran adı altinda her türlü şey çocuğun gelişimi için zararlı. Belirli bir yaştan sonra, çocuğa verilmeli. Peki yaşadığımız çağda daha anaokuluna giden çocuğun cep telefonu olması normal mi? İs öyle bir yere geldi ki artık, çocuklarda telefon olmaması yadırganıyor. Pandemi ile birlikte, uzaktan eğitim sağlanmaya başlandı. Zaten Amerikan eğitim sisteminde çocukların hepsinin bir tableti var genelde ve dersler bunun üzerinden gidiyordu. Şimdi ise, tamamen her şey online ortamdan ilerliyor. Neredeyse çocukların ellerine kalem kağıt aldığı dönem kapanacak gibi. Belki ilk okul döneminde ki çocuklar da biraz vardir yine. Lakin, benim çalıştığım orta ve lise seviyesinde öğrencilerimize sadece resim dersinde kalem kağıtla çizim yaparken görürsünüz, resim dersi bile online olarak devam ediyor genelde.


Hayatın ve gelişen bu çağda belki de çocuklarımıza aksine, bilgisayar ve onun gibi teknolojik cihazlari öğretmekten ya da kullanmalarından kaçınmamalıyız. Evet bizlerin zamanında böyle değildi ve anlamamız zorlaşıyor onları bazen. Lakin, ben çocuklarımın televizyon izlemelerine belirli bir süre içinde  küçüklüklerinden beri izin verdim. Hatta birlikte yaptığımız aile sinema geceleri her zaman unutamadıkları anıları içinde yer alır. Hala yaparız, yediğimiz mısır patlakları eşliğinde, Ervagül’un ve Nuh Vefa’nın kahkahalari şimdi kulaklarımda…




Her ikisine de ilk cep telefonlarına, orta okulun sonunda aldik. Hatta her ikisi de arkadaşlarının içinde en geç telefona sahip olmuşlardır. Bu konuda doğru yapmadık belkide onlarin güvenliği açısından lakin, gittikleri okulda eşimin çalışması etkili oldu sanırım bu konuda. O yüzden hemen acil olarak almadık. Geçen yıllarda, onlarla sonradan gelen nesil arasındaki farkı çok net görebiliyorum.Nuh Vefa ‘ya bayram hediyesi olarak, playstationuna daha geçen sene kavuştu. Ervagül kendine ait dizüstü bilgisayarına da geçtiğimiz bayram kavuştu.. Demek istediğim biz çocuklarımıza ödül olarak sunduk. Hemen sahip olabilecekleri bir sey değilmiş gibi yaptık. İstedik ki çocukluklarını bahçedeki salıncakta sallanırken, dışarda yeni şeyler keşfederken, araştırırken  hissetsinler. Lakin, hiç de zorlanmadım, her güne şimdiki sosyal medya anneleri gibi aktiviteler yaparak sanki evi okul haline getirmedim. Çünkü biliyorum ki, çocuğumun ben öğretmeni değilim, annesiyim. Ben onların adalarıyım, sığınaklarıyım, kendimin yansımasını bir şekilde onlarda göreceğim. Onlarda kendilerinde beni. Ev, onlar için huzur ve aile ortamı olsun istedim. Tabiki akşam okumaları ile birlikte ders çalışmalarımız var. Ama ben onlara anne oldum, öğretmen değil...

 

Ne kadar da sizler çocuklarınızı bu teknolojik korumaya çalışsanız da çocuklarınız okula gidince öyle bir dünya ile karşılaşacak ki mecbur öğreteceksiniz.Karşı çıkamayacaksınız hele ki şimdi pandemi sürecinde. Çocukları önceden bilgisayar ile tanışmış ailelerin çocukları sizinkilerden bir adım önde olacak. Tabi ki sizin çocuklarınız da öğrenirler ama  aradaki farkı ama bu önemli artık.

Bizler bunun bilincine varmalıyız. Sınırlı, güvenli bir şekilde öğretmeli ve kullandırmalıyız çocuklarımıza. Bu konu herkes için değişik olabilen bir şey biliyorum ama çocuklarına bu konuda destek veren ya da rahat bırakan aileleri de eleştirmekten vazgeçmeliyiz. Herkesin hayata bakışı farklı, herkesin içinde bulunduğu ortam değişik. Herkesin hayat şartları farklı.O yüzden herkesin görüşüne saygı duymalıyız. 

Comments

Popular posts from this blog

Televizyon Programı Deneyimim

Yılın Anneleri: Bekar Anneler