Kader Yolculuğu
Kaderin önüne geçilemezmiş derler ya işte öyle benim de hikayem aslinda.
Hiç aklımın ucundan bile geçmezdi yurtdışına cikip orada bir buçuk yıl yasayacagim...Öyle ki, üniversiteyi bile okumak icin, sadece iki yıllığına Çankiri'da yasamistim da ilk haftasinda aglamaktan gozlerim sismisti.Nereden bilebilirdim ki, Çankırı'ya gitmek uzun bir kader yolculuğu merdivenin ilk basamaklarıymış.
Çankırıdaki ilk günlerimde, İstanbul'un o güzel semti, Rumeli Hisarüstünde büyümüş bir kişi olarak İstanbul'un o eşsiz güzelliğini çok aramıstım. Ne zaman İstanbul Boğazı'nın esintisini özlesem, Çankırı' ya can veren nehirin esintisinden bir nefes alirdim.
Şimdi ise, bırakın sadece İstanbul'u ve eşsiz İstanbul Boğazını özlemeyi de memleketim dedigim, canim Türkiyemi geride bırakarak, kafamda binbir soru ve ailemden de ayrılmanın acısı ile hem üzgün hem de heyecanıi bir ruh halinde İstanbul'dan Paris'e dogru rotasını çevirmiş bir uçağın içindeydim.Yanımdaki koltukta oturan kişi ise, iki hafta önce evlendiğim eşimdi.
Evet, tamamen bir yeni sayfa açıyordum hayatımda; evlilik ve yurtdışında yaşamak!
Bunu aileme de kabullendirmek pek kolay olamamıştı zaten. Ben ise, ilk başlarda kısa bir süreliğine oldugu için olumlu bakıyordum iyi bir deneyim olacaktı bizim için. Bu karışıkk akıl ve ruh sağlığı içerisinde, uçağımız Paris'e inince, o karmakarışık havaalanında insanları ve etrafta nelerin olduğunu gözlemlemenin yanı sıra Paris - Newyork uçağının hangi numaralı kapıda olduğunu ararken, medeniyet diye Avrupa'yı yıllarca örnek veren dünyanın ne biçim bir havaalanı var diye aklımdan geçiriyordum .İşte o an,bir kac saatlik yolculuğunuzda memleketinizi hemen özlemiyorsunuz ama sonradan başlıyor hasretiniz. Ve aklınızdan binlerce şey geçiyor.. Acabalar? Keskeler... Nasıl yaniler? Soruların cevaplarını bulmaya çalışırken uyukluyorsunuz ve bulutlara bakarken de Yüce Allah'ın, nasıl büyük bir incelikle, bu dünyayi yarattığını düşünüyorsunuz.
Comments
Post a Comment