İyiliğe Devam mı?
Hayatınızın her anında yanınızda bazı insanlar yer alır. Bazen tesadüfler sayesinde, bazen de içinde bulunduğunuz şartlar çerçevesinde hayatınıza aldığınız insanlar olur. Yeri gelir dostluk edersiniz, yeri gelir arkadaşlık hatta bazen kardeşim dersiniz.
Birlikte güler, eğlenirsiniz, hüzünlenirsiniz, nefis bir kahve dumanı ve lezzeti eşliğinde dertleşirsiniz. Kendinizce o kadar samimi ve yakin davranırsınız ki, o kişiyi artık kendiniz gibi bilirsiniz ve en önemlisi de güvenirsiniz. Ona kalbinizin ve dostluğunuzun yanı sıra, sofranızı, evinizi açarsınız. Zaman içinde hayat yollarınızı ayırır ve bir de bakarsınız ki yıllar geçmiş ama siz hala görüşmesenizde o kişilere dua etmeye, iyi olduklarını düşünmeye devam edersiniz.
Sonra, birgün bir yerden bazı şeyler çalınır kulağınıza. O dostum, arkadaşım dediğiniz kişi sizin ve diğer sevdiklerinizin arkasından öyle şeyler konuşmuştur ya da yapmiştir ki inanamazsınız ilk duydugunuzda. Sonra bir düşününce, ha evet olabilir insanoğlu değil mi yapmıştır dersiniz.
Ardından düşünmeye başlarsınız neden insanlar bu kadar kötü diye. Evet, cevabını kendiniz de bulamazsınız, sebebi, nedenini bilemeyiz. O noktada omurga dediğimiz şey devreye giriyor, karakterde onu tamamlıyor.
Bir insan omurgasız ve karaktersizse ve siz o kişiyi tanıyamadıysanız bu bence sizin üstünüze alacağınız bir yük değil. Bu o insanların ne kadar karaktersiz olduğunu gösteriyor sadece. Bu insanlar, bulundukları ortamdan her türlü yararlanıp, o toplulukta biraz yer ettikten sonra, yolu başka bir topluluğa geldiğinde de sizin arkadanızdan her türlü kötülüğü paylaşan insan müsvettesiler.Açıkça yüzünüze karşı konuşamayıp, kendi çıkarları için hareket eden insancıklar.
Artık böyle davranan, hareket eden, düşünen hiç kimseye karşı hayatımda bir yer yok. Eskilerin dediği gibi bırakın bir fincan kahvenin hatirini kırk yıl anlamayı, bu tarz insanlara yaptığımız iyilikler dünyadan uzaya ulaşırdı. Her zaman dediğim gibi, Allah bilsin yapılan iyiliklerin,sevapların hepsini, zaten onun rızası için yapıyoruz ama biz de insanız be kardeşim. Herkesin bir sınırı varsa, bu da benim sınırım…
Şimdi siz diyorsunuz ki, hayırdır ne oluyor. Söyleyeyim, gurbette yaşıyoruz diye elimizden geldiğince buraya gelen insanlara yardımcı olmaya çalıştık yıllarca. Bu konu ile ilgili bir sürü yazımı bulabilirsiniz bloğumda.Ama bu insanların sonradan onlara iyilik yapmış insanlara yaptıkları haksızlıkları dile getirmek istedim. Özellikle son zamanlarda o kadar çok çoğaldı ki böyle şeyler .
Benim evimin kapısı her türlü göçemene açıktır. Elimden geldiğince herkese yardımcı olmaya çalırşırım. Çünkü bu gurbette ilk geldiğimde benim de elimden tutan bir sürü arkadaşım oldu. Buna keza bir vefa borcu ve insanlık olarak bakıyorum. Empati yapıyorum yani. Ama gel gör ki; bazı insanlar bunu yanlış anlamış.Bu tarz insanlar hep olacak ve onlar böyle diye ben kendi kişiliğimden ve doğrularımdan geri adım atmayacağım. Sizin o kötü kalbiniz ben ve benim gibi insanların içindeki iyilik ateşini söndürmeye yetmez. Her zaman iyilik, doğruluk ve güven kazanır. Rüzgar her zaman aynı yöne esmez. Benim olduğum tarafa doğru bir aksam ılık bir rüzgarın esmesi yakındır.
Kalbinizdeki iyilik mumunuz hiç sönmesin!
Sevgi ile kalın!

Comments
Post a Comment