Amerikan Baskanlik Secimleri


   Ekim ayinin sonuna yaklasiyoruz ve önümüzdeki on bir gun bizler icin çok onemli. Amerikan Başkanlık secimleri başladı. Amerika'nin şimdiki başkanı Donald Trump'in karsisinda Joe Biden yer alıyor. Trump Cumhuriyet Partisi'nin adayı Biden ise,  Demokrat Partisi'nin baskan adayı. Amerikan başkanlık secimlerinde, en sevdiğim seylerden biri her iki adayın halkin karşısında canlı yayında sorulan sorulara cevap verdikleri müzakere programı. Her zaman secim oncesi böyle uc program yapılıyor lakin, bu sene pandemiden dolayı, sadece iki kere baskan adayları bir araya gelebildi.

  Secim suresinde yaşanılan bazı seylerden bahsetmek istiyorum. Mesela, bu başkanlık yarısında her iki partiye destek veren gönüllü insanlar çok organize bir sekilde calisiyorlar. Malum, kampanyalara yapılan bagislar dudak uçurtacak cinsten. Cumhuriyetciler genelde, daha gelenekçi, dindar, milliyetçi ve aslında genel olarak eğitim seviyesi düşük insanlar. Demokratlar ise, daha liberal, eğitimli ve açık görüşlü insanlar. 


  Baskan Obama'dan sonra,  başkanlık koltuguna oturan Trump, aslında politik bir gecmisi olmayan birisi. Kendisi is adami. Aile şirketlerini yönetmesinin yanısıra Amerikan sosyetesinin gözdelerinden sayılır. Inişli cikisli evlilikleri olan, medyada  hemen her gun boy gösteren ve modellik şirketi olan bir karakter. Kendisinin başkanlık secimlerine ilk katildigi yil 2016. O sene Trump, Hillary Clinton ile yarisiyordu. Amerikan medyasi ve butun demokratlar dahil olmak uzere, bu adamin secimleri kazanmasının imkansız gözüyle bakıyordu. Hatta halk arasında, eğer bu adam secilirse, Kanada'ya tasininiriz gibilerinden cümleler kurulmaya başlandı. Evet, özellikle benim gibi bu ülkeye yasamak icin göç etmiş vatandaşlar da boyle sakalar yapıyorduk. Ve benim ilk başkanlık oyumu kullandigim secim buydu. Gocmenlerin, mültecilerin, kendi cocuklarimin ve ülkenin gelecegini düşünerek oyumu kullandım, Secime sayılı günler kala, Amerikan halkinin bir kadın baskan secmeyeceginin hüznünü ve üzüntüsünü yaşadım. Medya ve sosyal medya gercekten başka bir yone dogru yönelmeye başladı. Secim sonuclari aciklandiginda, evimize bir karanlık bulut girdi adeta. İste karşımda, Amerikan Başkanı  Trump vardi. Icimden neden, niçin. gercekten anlamını, cevabini veremedigim ve bulamadigim bir çok soru aklımdaydı. 



    Trump, oyunu kurallarına çok güzel oynamisti aslında ve ben bunu aylar sonra anladım. Obama gibi, Afrika kökenli ve bir tarafı musluman bir aileden gelen bir baskandan sonra; Amerikali milliyetçiler iyice dolmuş ve bu duruma karşı bir hareket olarak tabiki Trump'a oy vereceklerdi. Ote yandan, bir kadının, hele ki Clinton'un baskan olmasini istemeyen büyük bir secmen kitlesi oluşmustu 

   Trump'un baskan secilmesinden sonra, mülteci olarak bu ülkede yasamanın kolay olmayacaginin hepimiz farkındaydık.Sadece esimle ben degil, cocuklarimiz da çok üzüldüler. Hatta onların gözlerinden akan yaşları hiç unutamam. Ertesi gun bizi tanıyan butun Amerikali dostlardan o kadar güzel, hoş mesajlar ve telefon konuşmaları geldi ki anlatamam. Neden bu kadar endiselendiniz, ya da cekindiniz diye sorabilirsiniz. Cünkü, butun secim kampanyası boyunca Trump ve destekçileri göçmenler, mülteciler, muslumanlar ve hatta ozurlu insanlar icin kotu seyler söylediler ve dalga gectiler. Kendisi acikca, bazı ulke vatandaşlarına vize verilmesinde kısıtlamalar, zorluklar ve yasaklar getireceğini söylemisti. Amerika gibi bir ulkenin başkanı, özgürlükler ülkesi olarak bilinen bu topraklara, yasaklar, kısıtlamalar getirmeyi düşünüyordu. Hatta öyle ki; Amerika Meksika sinirini uzunca bir duvar yaptircagini söylüyordu.


   Ve simdi baskandi. Kara bulutların çöktüğü evler her gecen gun artiyordu. Cünkü, koltuğa oturduktan sonra vize kisitlamalarini da, yasaklamalarını da yaptı. Oyleki, bazı aileler birbirlerinden ayri yasamak zorunda kaldılar. Meksika sinirinda uyguladigi politikalar sayesinde,  cocuklar ailelerinden ayrıldılar ve bazı vize çeşitlerinin verilmesi çok zorlastirildi. Amerikan medyasının sesini de kısmaya calisti, gazetecilerin, yazarların özgürce haber yapmasına soru sormasını engellemeye calisti. Kendi istediği, desteklediği gazetecilerin, televizyoncuların disindaki herkesi kendine dusman belirledi ve bunu acıkça dile getirdi. Ozurlu, engelli, mülteci olan herkesi hor goruyordu.Trump'in başkanlık doneminde Amerika gibi bir devletin dünya devletleri genelinde gözden dususu baslamisti. Bunu anlamamak çok zor degildi; çünkü ne yazik ki Trump, ne konusmasini ne de politikayı  iyi biliyordu. Bunu acıkça kendisi de söylüyordu ben politikacı degilim is adamıyım oldugum gibiyim diyordu. Trump doneminde, bazı mülteciler, göçmenler Kanada'ya taşınmaya basladilar. 

   Ayrica, ne yazik ki yine bu donemde Amerikan halki hiç olmadıgı gibi görüş ayriliklarina dustu. Yani kimi siyaset bilimcilere, sosyologlara gore halk arasında asiri bir ayrım başladı. Hatta bu öyle bir boyutta ki Amerikan Tarihinde daha önce bir şey görülmedi deniliyor. Silah satışlarındaki  artis da keza öyle. Hiç görülmemiş bir yükseliş var.


   Iste butun bu saydigim nedenlerden dolayı önümüzdeki on bir gun çok onemli ve secimler de oy kullanma hakkiniz varsa mutlaka kullanın. Bizde gecen gun, esimle birlikte oyumuzu kullandık. Cocuklarimizi da yanımızda goturduk. Oy kullanmasalarda onlara bu konuda hem ornek olmak icin hem de vatandaşlık haklarini anlamaları icin yaptık bunu. Çünkü, oy kulllanmazsaniz, sonradan sesinizi cikarmanizin bir anlamı yok. Oncelikli vazifemiz oyumumuzu kullanmak, sonra sesimizi hakli olarak çıkarmak...


Comments